Anasayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle
ANASAYFA HAKKIMDA ARKADAŞLAR BİZE ULAŞIN RESİM GALERİSİ DEFTER MEMLEKETİM
ANA MENU
» ANASAYFA
» HAKKIMDA
» ARKADAŞLAR
» İRTİBAT
» GALERİ
» DEFTER
» MEMLEKET
FAYDALI BİLGİLER
» TARİHİ HİKAYELER
» KİTAP ÖZETLERİ
» TARİHTE BUGÜN
» OKUMA LİSTESİ
» ÇALIŞMALARIM
» ÜNİVERSİTEM
» BİLGİSAYAR
» PROJELERİM
» YAZILARIM
» ŞİİRLERİM
KÖŞE YAZILARI
ŞEMDİNLİ ROPÖRTAJI

DEVAMI...

OSMAN UTKAN
Günlük hayatımızda meydana gelen TV ve

DEVAMI...

HÜSEYİN DALKILIÇ
Cuma günüydü. Ahmet okuldan yorgun ...

DEVAMI...

MEHMET ALTINDAĞ
NEYİ PAYLAMAMI-YORUZ ...

DEVAMI...

İLYAS KAPLAN
ŞİİR
Canınmı çıkardı yakına gelsen

DEVAMI...

MUSTAFA BOSTANCI

HÜSEYİN DALKILIÇ

  • ILKOKUL ÖNCESI
  • ILKOKUL YILLARI
  • ORTA OKUL YILLARI
  • LISE YILLARI
  • ÜNIVERSITE YILLARI
  • ILKOKUL ÖNCESI

    Hüseyin Dalkılıç Ankara'nın Güdül İlçesi'nin Salihler Köyü'nde 1984 yılında Ağustosun sıcağında dünyaya geldi.Annem ev hanımı Babam ise Memur'dur.Toplam üç kardeşiz ve ben en büyükleriyim.İlkokul yıllarına kadar olan kısımda çok haylazlık yapan bir köylü çocuğu imajı çizdi.Hiç evde durmaz devamlı büyükleriyle gezen bir yapıya sahipti.Annem ve Babam tarlaya gittiklerinde bana bazen hayvanları emanet ederler onlara bakmamı sularını yemlerini vermemi isterler ve nasıl yapmam gerektiğini tarif ederlerdi.Yukarıda bahsettiğim gibi çok haylazdım bizim köyün sınırları içinde Kirmir diye bir akarsu vardı. insanlar balığa dinlenmeye eğlenmeye giderlerdi buraya. Bizde buraya dere derler oraya balık tutmaya kaçardım. Daha yaşım 4,5 civarı birşey. Dedem o yıllar hastaydı. Dedemin arkadaşları da yaz olduğunda karpuz ,kavun satarlardı.Bende dedem hasta der onlardan karpuz,kavun ne olursa alır.Arkadaşlarla balığa kaçardık.Daha neler neler bunlar neki meyveler olgunlaştığı bahar günlerinde bizim köyün üstlerinde üzüm bağları,meyve bahçeleri var buraya meyvelere,bahçelere dalmaya giderdik.Büyükler dallara taş atar bende aşağıya düşen meyveleri toplardım ama bazen olurduki atılan taşlar yer yerine benim kafama düşerdi.Kafam sık sık delinirdi.Yara eksik olmazdı.Şuan hep saçımı kısa kestirdiğimde bu izleri görünce hep o haylazlıklarım aklıma gelir.Sonra sapanlarla kuş avlardık serçe,güvercin,sığırcık,kumru,kanarya,kırlangıç,karga,aklınıza daha neler gelirse artık.Günlük arkadaşlarla kuş avına çıkardık.Sabah evden bir çıkardım.Taki akşam olana kadar gelmezdim.Gittiğim yerlerde akrabalar varsa benimde karnıp açsa onlarda karnımı doyururdum.Köyde nerde birisinin camı kırılsa benden bilinir, hep benim ismim bu konularda başı çekerdi.Daha sonra bir baktım ki zaman akıp gitmiş.Yaşımız 7 olmuştu artık. Babam bir gün kolumdan tutup beni okula yazdıracağını söyleyince ben çok üzülmüştüm.Ben okumam ben halimden memnun demiştim. Nerden bileyim hayatın hep öyle devam etmeyeceğini.Neyse ilkokula başladık.Yine haylaz birisiydim arkadaşlarla bazı oyunlar oynardık.Bizim yıllarımızda Kobra-Ciyayco diye çizgi filimler vardı.Bunları seyreder ertesi gün okulda gruplaşır oynardık.Tenefüs aralarında Esir diye karşılıklı kalelerden oluşan bir oyun ama topsuz.O oyunu oynardık.Gruplar eşit olurdu.Bir kişi ordan kaleden çıkar koşarak sahanın ortasında dolanırdı.Diğer grupda o kişiyi ebelerderler,yakalarsa onu esir,tutsak alırdı.Diğer grupta olan bizde o arkadaşı kurtarmaya çalışırdık.Köyde düğünler önce çok güzel ve eğlenceli gecerdi.İnsanlar Davul,Zurna,Saz eşliğinde eğlenirdi. Köy meydanında bu kutlamalar şenlikler olur bayanlar ayrı , erkekeler ayrı toplanır gösterileri izlerlerdi.Bizde "Sinsin" derler. Ateş yakarlar etrafında döner, üzerinden atlayıp eğlenirler. Birisi gizlice arkasından gelir sırtına vururdu.Daha sonra birisi o çıkana vururdu.Böyle devam eder giderdi.Öyle yıllardıki çok güzeldi.Silaylar atarlar.Bizde arkadaşlarla boş kovanları toplayabilmek için birbirimizle yarış yapardık.Bunlara ailem kızardı ama ben dinlemezdim.Damat tıraş yapılır.Kına yakılır.Fıstık,fındık,meyveler dağıtılırdı.onlar kapış kapış giderdi.Okadar güzel günlerdiki inannın şimdi ben arıyorum.Nerde o günler diyorum kendi kendime.Arkadaşlarla bir araya gelince bunları konuşur dertleşiriz.

    ILKOKUL YILLARI

    İlkokul yıllarımda yukarıda anlattığım kadar macera ve haylazlıkla geçti.Ben ödevleri yapmazdım.Yapsamda babamın yap bak yaparsan para veririm demesi üzerine yapardım.Gariban annem bir an bile boş durmaz ;aşağı ahıra iner hayvanlarla uğraşır işini bitirincede gelir bize yemeğimizi hazırlardı. Ama görev almaktan hoşlanırdım.İlkokul yıllarımda o kadar hoş geçmedi diye bilirim. Sabah kalkacaz okula gidecez.Beslembe çantalarımız hazırlanacak.Okuldan gel ödev yapmaya zorlan.Üstünü değiştir.Bunlar bana ölüm gelirdi.

    ORTA OKUL YILLARI

    Artık ilkokul yılları bitmiş ve ortaokul yılları gelmişti.Köyümüzde orta okul yoktu.Bunu için İlçemiz Güdül'de veya civar ilçelerde Ayaş,Beypazarı'nda okumam gerekiyordu.Neyse biz ilçemiz Güdül'ü seçmiştik.Sebebi Eğitiminin kaliteli olması değil.Köyüme yakın olması ve her Pazartesi günü ilçenin pazarının olmasıydı.Köyden her pazartesi ilçeye alış veriş yapmaya gelirlerdi. Babam'da gelir beni görür ziyaret eder ihtiyaçlarımı giderirdi. Evin ilk çocuğu olmamdan mıdır nedir bilmiyorum, çok elbebek gülbebek yetiştim diyebilirim.Ama ilk defa ailemden ayrı biryerde kalmıştım.Bu bana başlarda ağır geldi ama insan daha sonra bunlara da alışıyor.Artık bambaşka bir ortamın içine girmiştim tanımadığım insanlarla tanışmış arkadaşlık etmiştim.Okadar değişmiştim ki.Bu değişimin farkına içinde olan insan varamıyor zaten.Köye gelip arkadaşlarla oturduğunda insan farkı anlıyor.Derslere de alışmıştım artık.Hayatım yavaş yavaş planlı bir şekil almaya başladı.Çalışmalarım planlı oluyordu.Neyse birinci , ikinci, üçüncü sınıf derken bizim ortaokul da bitti.Sıra liseye gelmişti.

    LISE YILLARI

    Lise yıllarım enterasan olaylarla doludur.Hayatım bambaşka değişmiş artık delikanlı,gençliğinde verdiği hızla aşk,sevgi,yılları dönemleri başlamıştı hayatımda.Hayatım bunlarla iyice renkleşmiş ve değişmişti. Lise öyle bambaşkaydıki ordaki arkadaş ortamı bir ömre bedeldi. Dersler boş olurdu bazen hocası olmazdı veya hoca izinli olurdu.Bizde hemen futbol,veleybol,basketbol hiç farketmez birinden birinin topunu alır hemen arazi olurduk.Ben diye bilirimki futbol olsun spor olsun lisede ömrümün bir parçası haline gelmişti.Okadar dersler boş olurdu ki helede 19 Mayıs Gençlik ve Spor bayramı zamanında hazırlıklar bir ay öncesinden başlardı.Bizde bazen kaçamaklar yapar bu zamanı top oynamakla değerlendirirdik.Artık bir iki derken Üçüncü sınıfa geldiğimizde derslerin boşluklarında hocalar bize gidin ders çalışın önünüzde üniversite sınavı var çalışın derlerdi ama biz çalışmazdık.Hemen dökümanlar hazır ayakkabılar giyilmiş,formalar çekilmiş hadi gidiyoruz, nereye; futbol oynamaya eyvallah der çeker giderdik.Birgün arkadaşlar dediki bizim kasabaya pikniğe gidelim sınıfça tamam dedik olur ama okul olsun kaçarız dediler. Tamam dedik kabul ettik bu dediğimiz yerin kenarından Kirmir Çayı geçer benimde balıkla aram iyidir dayanamam hemen giderim. Yeşilöze gelmiştik.Neyse arkadaşlarla tüm hazırlıklarımızı tamamladık.Zaten sınıfımızda 11 kişi felandı.Bizim sınıfa gelen kızlar vardı sene başında bunlar kaçıp başka bölümlere geçiyorlardı.Sınıfımızda bir kız vardı adı Neşe biz ona saygıdan sınıfın gülü der takılırdık.O o gün bizimle pikniğe gelmedi.Okulda durmuş beklemiş kimse gelmeyince basıp köyüne gitmişti. Bizimkiler yoklama fişini ortadan kaldırmışlardı.Bu gibi şeyler hep olurdu zaten lise yıllarımda. Yoklama defterinide hocalar bulamasınlar diye Atatürk Portresinin arkasına monta etmişlerdi.Piknik şahane geçmişti.Balıklar bir yandan Tavuklar biryandan mangalda közlenirken bizim keyfimiz yerine geliyordu.Neyse bunları anlatıp sizlerin ağzını sulandırmak istemem.Artık okula dönmüştük hocaların hepsi yana yana bizi arıyorlardı.Yoklama fişi yok, defteri de öyle bizlerde ortalarda yokuz.Bizi toplu disipline felan verdiler herhalde hatırladığım kadarıyla.Sonra affettilerdi galiba.İşte böyle hayatım hep renkli geçmişti.Sonra dönem bitti ÖSS sınavı geldi dayandı kapıya.Girdik bakalım sınava eski sistemin 120 barajının olduğu yıllar.Ben o zaman 160 felan almıştım okul puanıyla bir yer gelmedi doğal olarak.Sonra benim evle uyuşmazlıklarım üniversiteyi kazanamamla artmıştı.Neyse bu günlere geri dönmek istemiyorum.Ankara'da tekrar hazırlandım.Bu sefer Sistem değişti 185 barajı geldi ve ben 311 almıştım.Yıl 2002 bu yıllarda da bu puan öyle az değildi.Tarih,Çoğrafya vb.bölümün bağzı üniversitelerinde öğretmenlik kısmını bağzı üniversitelerinde Fen Edebiyat Fakültesi bölümlerini okuya biliyordum.Ben Tarih olsunda ne olursa olsun diyordum. Çünkü tarihi okadar çok seviyordum ki sormayın.İçli Dışlı olmuştuk.Ailem buna karşıydı bilhassa da babam.İpler burda kopuyordu.Onlar Türkçe Öğretmeni olmamı çok istiyorlardı.Ama ben İstemiyordum.Şunu biliyordum ki eğer tarih bölümüne gitseydim başarılı olacaktım.Çünkü sevdiğim bir şeyi yapmada bu güne kadar hiç başarısızlık yaşamadım.Neyse bu sıkıcı durumun sonunda ben tarih bölümüne gidemedim ve tercih edememiştim.Türkçe Öğretmenlik tercih ettim onu da Ankara ,İzmir vb.merkezi yerleri gelmedi.

    ÜNIVERSITE YILLARI

    Gelmeyince bende evdekilere sinirlenip kendi bölümümün dışında bir eşit ağırlık bölümünü tercih ettim.Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi Kamuyönetimi , İktisat. Dersler ağır gibiydi. Matematik,Hukuk,İşletme,Muhasebe,İktisat türünde sayısal işleme dayalı derslerdi.Bende hayatımda hiç Matematik türü şeylerle uğraşmadım.Birinci sene üç dersten kaldığımdam sınıfta kalmıştım.İkinci sene geçtim ve artık ikinci sınıftım. Ben bu bölümü okumayı istemiyordum. Aslında okuma fırsatı olsada dışartan okumaktan yana değildim.Sınava Tekrar girdim.Ama inanın bir gün önce sadece bir tek deneme çözerek. Girdik ve artık çıkmıştım.Kaybedeceğim hiçbir şeyim yoktu.Çok rahat sitresten uzak sınava girdim.Sonucunu da gazeteden soruları çözüp ertesi gün annemlere kendim söylemiştim.Yine dedimki 310 alacağım evdekiler de alıştı bizim girip girip bir yerlere giremediğimize, artık onlar da birşey demiyordu.Bizde babamla bir anlaşma imzaladık.Artık babam benim tercihlere karışmayacak ben kendi beğendiğim kafama yatan yerleri tercih edecektim ve ettimde.Bekledik sonuçlar açıklanmasına bir kaç gün kalmıştı.Kayseri Elektrik Elektronik Mühendisliğinde okuyan Liseden bir arkadaşım vardı.Onunla msn'de konuştuk o diyordu ki Hüseyin dostum Kayseriyi yazdın demi.Bende yazdım ama kaçıncı tercihim gelirmi bilmiyorum diyordum.Bir baktıkki ertesi gün açıklandığında Kayseri, Erciyes Üniversitesi, İletişim Fakültesi ,Gazetecilik bölümü gelmişti.Benim şansıma bende araştırmayı seven bir yapıya sahip bir insanım. Çok hoşuma gitti Gazetecilik ,İletişim Fakültesinin gelmesi.Otogardan bindim Kayseri otobüsüne geldim Kayseri'ye ama başta çok etkilendim. Çok güzel bir memleketti Kayseri.Beğenmeyen beğenmeye bilir bu benim kişisel tercihim ve hala da seviyorum Kayseri'yi,Kayseriliyi,Kayseride yaşamayı.Çok güzel bir yer buram buram tarih kokan. Endamlı , Şa şalı bir Erciyes sizi karşılar şehre girmeden karşıda. Kayseri çok güzel düzlük ova gibi bir alana planlaması profesyonelce yapılmış,çizilmiş şehir mimarisiyle , temizliğiyle , sanayisiyle,pastırma , sucuk,Kayserispor'u,Erciyesspor'uyla meşhur bir büyükşehirdir.Okulları Kayserili hayırsever işadamları tarafından hayrına yapılmıştır.Türkiyenin belki hiçbir ilinde bukadar hayır severlik görülmemiştir.Evet kayıt işlemlerini yaptık arkadaş bana yardım etti.Evlerinde kaldık.Sonra ben hazırlıklar için Ankara'ya geri döndüm.Hazırlıklar tamam olunca geldim ve birinci sınıf yıllarım çok güzel geçti. Neden mi ben yukarıda anlattımya hani lise bambaşkaydı diye Üniversite daha da bir bambaşka bir ortam.Artık insan olgunlaştığının fatkına varıyor üniversite yıllarında.Birinci sınıf tanışma ,insanları tanıma, okula , hocalara alışma süresince geçiyor ama zamanın nasıl geçtiğinin farkına varamıyorsunuz.Birinci sınıfı hayırlısıyla bitirdik.Artık ikinci sınıf olmuştuk.Bizim altımızda Torunlar vardı.Ve biz bunlara dönemin başında bir oyun yapmamız gerekiyordu ve de yaptık.Arkadaşın birisi öğretmen olarak sınıfa girdi.Bizlerde alttan alan öğrencileri olarak bir 15,20 kişi vardık herhalde.Biz okadar kalabalık girince sınıfa onlarda şaşırmışlardı.Arkadaş Tarih öğretmeni olarak tanıttı kendini.Zaten öncede bir tarihi bölümü bitirmişti kendisi.Daha sonra Okunacak kitaba geldi sıra Nutuk evet Nutuk ve şimdiki yenibaskısı değil sadeleştirilmemiş iki cilt ve yanında Osmanlıca Türkçe sözlük almaları gerektiği haberini veriyordu.Çokta güzel rol yapıyordu ki ben bile inandım.Çocuklar şok olmuşlardı.Tarih dersinin YÖK dersi olduğu ve kredi getirmediğini söylüyor ama ciddi bir ders olduğunu ve bu dersin geçile bilmesi için denilenin yapılacağını söyleyip öğrencileri korkutuyordu.Bizlerde alttan alan kişi adetinin 40 olduğunu söyleyince birinci sınıflar şoka girdiler.Neyse uzatmayalım daha sonra söyledikte biraz rahatladılar.Artık ikinci sınıfta bitti şimdi üç olduk bakalım seneye ne olacak.Allah Kerim'dir.İşte benim hayat hikayem kısaca böyle bilmem beğendini mi sıkılmadığınızı umuyorum.

    ÖNEMLI LINKLER
    Osman Utkan Tubitak
    OSMAN UTKAN TÜBITAK
    Mathilmi Odesa Yazilim
    MATHILMI ODESA YAZ.
    B.BAKANLIK BASIN YAYIN
    Oyun Mezari
    OYUN MEZARI ERCİYES ÜNİV
    İLETİŞİM FAK MİLLİ KÜTÜPHANE
    OSMANLI ARŞİV TARİH KURUMU
    DÖVIZ KURLARI
    HAVA DURUMU
    Copyright @ HDalkilic.Com
    hosting Önemli Linkler