Anasayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle
ANASAYFA HAKKIMDA ARKADAŞLAR BİZE ULAŞIN RESİM GALERİSİ DEFTER MEMLEKETİM
ANA MENU
» ANASAYFA
» HAKKIMDA
» ARKADAŞLAR
» İRTİBAT
» GALERİ
» DEFTER
» MEMLEKET
FAYDALI BİLGİLER
» TARİHİ HİKAYELER
» KİTAP ÖZETLERİ
» TARİHTE BUGÜN
» OKUMA LİSTESİ
» ÇALIŞMALARIM
» ÜNİVERSİTEM
» BİLGİSAYAR
» PROJELERİM
» YAZILARIM
» ŞİİRLERİM
KÖŞE YAZILARI
ŞEMDİNLİ ROPÖRTAJI

DEVAMI...

OSMAN UTKAN
Günlük hayatımızda meydana gelen TV ve

DEVAMI...

HÜSEYİN DALKILIÇ
Cuma günüydü. Ahmet okuldan yorgun ...

DEVAMI...

MEHMET ALTINDAĞ
NEYİ PAYLAMAMI-YORUZ ...

DEVAMI...

İLYAS KAPLAN
ŞİİR
Canınmı çıkardı yakına gelsen

DEVAMI...

MUSTAFA BOSTANCI

MEDYADA YENI YAKLASIMLAR

KÜRESELLESME VE MEDYA SISTEMLERI ÜZERINE ETKILERI

Küreselleşme ulusal devletlerdeki pazarın, verimlilik ve karlılığın düşmesine yol açacağı endişesiyle büyük şirketler, ulusal sınırların ve her türlü korumacılığın kaldırılarak, geniş bir pazar kurulması için çaba sarf etmektedirler. Bu ise gelişmiş ülkelerin siyasal ve ekonomik ülkelerin etkinliklerini artırmış ve geri kalmış ülkelerin daha da geri kalmalarına neden olmuştur. Kitle iletişim araçlarının gelişmesiyle dünyanın evrensel bir köy haline geldiği bir gerçektir. Küreselleşmenin ulus devletlerinin elinden servetini, egemenliğinin ve kimliğini çalarak, toplumları yabancılaştıran ve sanal sömürgeciliğe sürükleyen bir süreç olduğu görülmektedir. Bunlar göz önüne alınarak bakıldığında medyada Amerikan kültürünün evrensel ve kültürel kültür ve marlboro, coco cola, mc donalld gibi ürünler ve Amerikan yanlısı yaşamlar insanların bilinçaltına ve yaşamlarına empoze edilmeye çalışılmaktadır.

Enformasyon tekniklerinin ortaya çıkması ve her alanda enformasyon tekniklerinin kullanımının yaygınlaşması, ülkeler arası güç hiyerarşisinin bilgiye sahip olma ekseninde yeniden şekillenmesine yol açmıştır. Hele de tüm dünya kapsamında serbest dolaşımın olması önceden yeraltı ve yer üstü zenginliklerinin soyularak sömürülen ülke halklarının, bağımsızlıklarını kazanmalarının ardından beyinleri de sömürülmeye başlanmıştır. Otoriter medya kuramının geçerli olduğu ülkelerde iletişim aracı kurabilme ve yayın yapabilmek için siyasi otoritenin izninin olması gerektiği, iletişim aracı sahip ve çalışanlarını sindirmek amacıyla sansür, tehdit ve rüşvet yöntemlerine başvurulabilmektedir. Liberal kavramı ortaya çıkmıştır. Aslında medyanın siyaset değil de halkın menfaatleri doğrultusunda yayın yapmaları gerekmektedir ki bu da demokrasinin bir göstergesidir.

Dünyanın tek bir Pazar haline getirmek isteyen büyük dünya devleri bunların yanına enformasyonu da ekleyerek bu girişimlerini hızlandırmışlardır. Azgelişmiş ülkelere para vb. yardımlarla kendilerine bağlamışlar ve sömürme aleti olarak nitelendirmişlerdir.

INTERNET GAZETECILIGI VE GERI BESLEME

Bu makalede başlangıçta internetin doğuşu ele alınmıştır. Başta askeri amaçla ortaya çıktığını daha sonraları üniversiteler ve halka açıldığından bahsetmektedir. İnternetin nasıl bir özelliklerinin olduğu ucuz olması, sansür edilmesi güç gibi özelliklerinden bahsedilmiştir. Daha sonra ise internet gazeteciliğinden bahsedilmiştir. İnsanlar internet ortamında insanlar ellerinde bulunan haberleri çok kısa bir sürede milyonlarca kullanıcıya iletmekte. Aynı haberi dünyanın diğer ucundan okuyabilmektedir. Ekonomik açıdan önemine ve de en önemli gördüğüm bir yanının da istediğimiz bir tarihe gidip o tarihte yazılmış olan yazıları ve de her türlü istek ve talebe açık elektronik bir zemin oluşturmaktadır. İnternet gazeteciliğinde diğer normal gazetecilikte olmayan bir diğer özellikte okuyucu okuduğu bir yazı hakkında yorum yapabilmekte kendisine verilen bilgi üzerinde. Masraf açısından da çok ucuz bir gazetecilik sistemidir. Yazılı versiyonunda sadece resim olarak gördüğümüz haberler, sanal ortamda sesli ve hareketli bir biçimde izlenebilmektedir. En büyük farklardan birisi de hızlı olmasıdır. Fakat şu da unutulmamalıdır ki internet gazeteciliğinde güven çok önemlidir. Eğer ilk giriyorsanız gazetenin Biz Kimiz? bölümünün okunması lazımdır. Buranın okunması haberlerin gerçekliği açısından önemlidir. İnternet gazeteciliğin de geri besleme olayı da anında olmaktadır. Bu bağlamda istenilen her şeyin yazılabileceği ise sansürü ortadan kaldırmaktadır. İnternetten yapılan mail ve yorumların bazı durumlarda yayınlanmaması internetin tamamen demokrasileşmemesinin de örneğini oluşturmaktadır.

SAYISAL TELEVIZYON YAYINCILIGI

Televizyon yayıncılığının nasıl geliştiği üzerinde durulmuştur. Bilgisayarın, sayısal televizyon yayıncılığının ortaya çıkmasından bahsedilmiştir. Dijital teknolojinin sunduğu avantajlar genel hatlarıyla anlatmıştır. Anologtan dijitale geçiş aşamasına değinilmiştir. Fazla ilgi alanıma girmediğinden ve de okurken biraz sıkıldığımdan fazla anlayamadım kısaca bunlar.

KITLE ILETISIM ARAÇLARINA VE POPÜLER KÜLTÜR ILISKISINE SOSYOLOJIK BIR YAKLASIM

Geniş halk kitlelerinin kültürü olarak öne çıkar popüler kültür. Popüler kültür, herkes için erişilebilir bir içeriğe sahiptir. Özünde kitlenin veya halkın belli bir zaman ve yerdeki sosyo – psikolojik özelliklerini yansıtan bir gösterge olarak düşünülebilmektedir. Kitle iletişim araçlarıyla hızlı bir şekilde insanlara ulaşılmakta ve tüketilmektedir. Kitle iletişim ve eğlence araçlarının gelişimi ile ticari çıkarlar kamunun çıkarlarının önüne geçmekte, demokratik tartışma kültürü, politika ve parlamento,  iletişim araçlarında sahnelenen bir oyuna dönmektedir. KİA kullanım yoğunluğundaki artış, kendisiyle birlikte kültürel dönüşümün hızlanmasına neden olmuştur. Bir bilgi edinme ve kültür aktarma aracıdır. Medyanın popüler kültürde yaptığı ise, uzaklarda erişilemez olan ve bundan dolayı da bir ölçüde ölçü de gizemlilik orijinallik taşıyan kültür unsurlarını, o büyüsel örtüsünden arındırarak hayatın sıradan olmasına neden olmaktır. KİA aynı zamanda bireyler için bilgiye erişim araçlarını ifade etmektedir.

Türkiye’de popüler kültür olgusu, kitle iletişim araçlarının geniş toplum kesimleri arazında yaygın hale gelmesiyle etkinlik kazanmıştır. Popüler kültür zamanla daha geniş toplum kesimlerini de içine alan bir süreçtir. Popüler kültür, kitle iletişim dilini verdiği kadar, kitlenin kendini ifade etmede ya da kitleyi anlamda başvurulan yöntemsel bir araç haline gelmiştir. Kitle iletişim araçlarının etkisi, popüler kültür aracılığıyla yalnızca ulusal sınırlar içinde değil aynı zamanda küresel düzeyde de yaygın bir türdeşleşme olgusunu gündemde tutmuştur.

“MEDYA VE KÜLTÜR” ÇALISMALARI KAPSAMINDA KÜLTÜREL ÇALISMALAR EKOLÜNE BIR BAKIS

Kültür çalışmalar, medyanın ekonomi politiğine yoğunlaşmak yerine medya metinlerinin dilsel ve ideolojik yapılanmasına çok daha fazla dikkat sarf etmiştir. Kültürel çalışmalar adını 1964 yılında Birmingham Üniversitesinde kurulan Çağdaş Kültürel Araştırmalar Merkezinden alır. Kültürel çalışmalar üzerine;

Rıchard Hoggart, Raymond Williams, Sturat Hall, Morley, Hebdige, De Carteau ve Fıske. Kültürel çalışmalar ekolünün üyeleri arasında olup bu bölümde fikirlerini öne sürmektedirler

Kültürel çalışmalar ekolü ele alınırken sadece medya ve kültür çalışmaları ekseninde ele alınmıştır. Bu çalışmaların kültür alanına en önemli katkısı; popüler kültürü kitle kültüründen ayırması ve popüler kültüre önem atfetmesidir. Popüler kültür geniş anlamada kitle kültürü tarafından kuşatılmıştır. Popülerliği belirleyen iktidar değil, halkın tercihleri olduğu anlatılmak istenmiştir

BASIN VE SIYASET ÜZERINE

Basının öncelikli işlevlerinden bahsedilmektedir. Basının işlevini özgürce yerine getirmesine izin verilirse, bireyin hükümete karşı kullanabilecekleri bir koz olduğunun öneminden bahsetmektedir. Basınla siyasal sistemin birbiri içinde olduğunu, siyasetin basın üzerindeki etkisi, basın ve basın mensuplarının gazetecilik misyonu dışında kullanılmak istenmesini de içerir. Aslında bu yani siyasetçilerin basını ve basın mensuplarını istedikleri gibi kullanmaları hiçte yeni bir şey olmadığı basın mensuplarının çıkarları da bu olaya sebep olmaktadır. Rusya’da, İtalya’da ve Almanya’da bu tür olayların süregeldiği. Cumhuriyetin ilanından önce bunların bizim ülkemizde de olduğu açıkça ortadadır. İşte basının ilk ortaya çıktığı zamanlarda Almanya gibi büyük ülkeler Türkiye’ye çeşitli şekillerde sızmışlar, bazı resmi kişileri ve gazetecileri mark, dolar ve sterlinle elde ederek, baskı grupları oluşturarak Türkiye’nin savaşa girmesini temin etmeye çalışmışlardır.

Almanya yaptığı bu hareketle kendisine yardım edilmesi veya kendisinin yanında bulunulması, kendisi hakkında olumsuz davranış ve hareketlerde bulunulmaması için gerçekleştirdiği bir harekettir

Basının özgürlüğe varmada kullanacağı öncelikli kol gücü, bizzat kendisidir. Onun için, basın başta kendisi basın özgürlüğüne değer vermek, örneklik oluşturmak durumundadır.  Bu tür devletlere karşı vatandaşların haklarını savunmak ve aynı soyluluğu kendinden küçük olan basın organlarına karşı göstermek zorundadır. Siyasetin basını etkilememesi gerektiği ve bunların önüne geçmek için önlemlerin alınması gerektiği vurgulanmıştır.

MEDYA VE ETIK

KİA demokratik toplumlarda üstlenmesi gereken işlevlerinden bahsetmiştir. Ancak milletlerarası haber ajanslarını ve yayın organlarını ellerinde tutan güçler, dünya devletlerinin politikalarına yön verdikleri gibi ulusal medya grupları da milli politikaları, çıkarları doğrultusunda etkilemektedirler. İlk bakışta gazete, dergi, televizyon ve radyoların ülkemizde çoğalması olumlu sayılabilir. Ama bunun böyle olmadığı bunun görsel ve yazılı basında %70’lere varan iki grubun elinde olduğundan bahsetmektedir. Sorumluluğun haberi ilk yazandan başladığı, haberi yazanın sorumlu olabilmesi için konusunda uzman ve aynı zamanda bağımsız ve bağlantısız olması gerekir. Haber yaparken günümüzde aynı görüşü birebir paylaşmasalar da medya sahibinin ya da genel yayın yönetmenin çizdiği yoldan gitmek zorundadır. Medya ahlakı ve etiği, patron ahlakıyla ve etik anlayışıyla örtüşmek zorunda bırakılmıştır. Neyin nasıl yayınlanacağı konusunda alınan kararlarda KİA sahibinin pozisyonu ön plana çıkmaktadır. Cumhuriyetin ilanından 4 Mart 1925 tarihine kadar biraz bunların önüne geçilse de daha sonraları gazetecilik 1970’lere kadar gazetesinden başka hiçbir işi olmayan “Gazeteci Gazete Patronları’nın elinde tek taraflı bir fikir gazeteciliği görevini yapmıştır. Bu süreç Turgut ÖZAL’LA başlamıştır. Böylece mesleği ayakta tutan ruh, ilke ve etik kavramlarının yerini çıkar ilişkileri, daha çok para kazanma ve hakim güç olma kavramları almıştır. Böylece basın arkasından televizyon gücünü eline geçiren medya patronaları, özgür ve doğru haber alma sürecini engellemeye, aynı zamanda da gündemi tek yönlü olarak belirlemeye başladılar. Bunlar yapılırken de toplumun sosyal, kültürel ve demografik değişik katmanlarında açmış oldukları tahribatın boyutunu etik açıdan umursamamaktadır.

MEDYADA HABER SEÇIMI

Medyanın dışarıdan herhangi bir baskı ve sınırlama olmaksızın eylem gücünün yanı sıra, eylemin gerektirdiği tüm araçlara da sahip olması gerekmektedir. Genel yayın politikasının haber seçimi ve sunumu üzerinde etkili olduğundan bahsedilmektedir. Medyanın ülkenin siyasi, sosyal, ekonomik sisteminde etkilendiği; özellikle de siyasal sistemin kendisine çizdiği sınırlar doğrultusunda yayınlarını gerçekleştirebildiğidir. Halka doğru ve sağlıklı bir biçimde bilgilenmeleri, doğru tepkilere yol açar ve demokrasinin hayata geçirilmesine katkı sağlayacaktır. Gerçek demokrasi ancak halkın her şeyden haberdar edildiği, toplumsal yaşamı tanımaya, ona katılmaya çağrıldığı yerde var olacaktır. Her türlü düşüncenin kendisine özgürce ifade edebilmesine imkân vererek kamuoyunun serbestçe oluşumuna katkı sağlamakta görevlidir. Bireyler üzerinde bıraktığı etki göz önünde bulundurulursa tarafsızlık içinde olmalı ve üçüncü göz olma öz. Aykırı davranmamalıdır.

Haber içeriğinin oluşturulmasında ferdi, mesleki, kurumsal, sosyal, siyasi, ideolojik ve ekonomik faktörlerin etkisi göz ardı edilemez. Kurumun yayın politikası ekseninde seçilip haberin yayınlanacağı değil haberin nasıl verileceği yani, hangi başlık ile hangi sıra ve sürede sunulacağı belirlenirken de genel yayın politikası etkili olmaktadır. Ancak ideal olanın ise, genel yayın politikasının halkı merkez alarak, halkın arzu, amaç ve beklentilerine uygun şekilde oluşturulması gerekliliği olduğu unutulmamalıdır. Görüntüsel söylem, sunum esnasında sunucunun ses tonu, cümledeki tonlama ve vurgu, yüz ifadesi ve jest ve mimikleri de sunumu etkileyen faktörler arasında sayılabilir.

Sizinde dediğiniz gibi bu bağlamda çalışma kapsamında ele alınan Türk medyasında, öncelikli olarak haber ile yorum ve eleştiriyi birbirinden ayırması gerektiği görülmektedir. Gerek haberin yazılması gerekse yayınlanması konusunda geliştirilen objektiflik ilkelerin iyi niyetli olarak uygulanmaya çalışılması durumunda ise, mesleki anlamda profesyonel standartlara ulaşılması konusunda önemli kazanımlar elde edileceği muhakkaktır.

ULUSLARARASI SIYASETTE ILETISIM POLITIKALARI YARATAN IDEOLAJIK TABANLI OLGU VE KAVRAMLAR

Dış siyasetin hareket noktası ulusal çıkarlardır. Hedefi barışın korunması yabancı devletlerle iyi ilişki ve işbirliğinin geliştirtmesidir. Tarih, kültür, dil, din ve etnik yakınlık da dış siyasetin şekillenmesinde en önemli koşullardandır ama bunlara uyanlar kim ki şahsen ben şu son zamanlarda bunların terk edildiğini görmekteyim. Özellikle, komşu devletlerden başlayarak dünyadaki büyük güçlerle dış ilişkiler tarihini iyi bilmek ulusal hedefleri saptarken ulusal çıkarları korurken gerekli ön koşullardadır. Tarihi iyi bilmeden bugünü değerlendirmenin ve bu doğrultuda siyaset geliştirmenin uzun uzun vadede sağlıksız sonuçlar doğurması kaçınılmazdır

Bunlar yapılırken çağdaşlaşma göz önüne konularak yapılmalı ve Atatürk’ün izinden yürümeliyiz. Ekonomik güç dış siyasette etkinlik kaynağıdır. Askeri gücünde ekonomik güçten ayrılamadığı ortadadır. Bir konunun kamuoyuna mal edilmesi, desteğinin sağlanması, dışarıda kabul görme, etkili olma olanağını artırır. Ulusal davalarda devletin halkı arkasına alması dış siyasette kararları uygulamasında kendisine büyük destek sağlanmaktadır. Ulusal birlik ve beraberlik olgusu, ulusal dayanışmadır. Devletler kendilerine rakip olarak gördükleri devletlerin sosyal ve siyasi istikrarını etkilemeye, sarsmaya çalışırlar.

Başarılı bir dış siyasetin olması için olayları önceden görebilen bir diplomasinin söz konusu olması gerekmektedir. Türkiye için bunun söylemek güçtür. Türkiye, dış siyaset üretmeden çok, hazırlanmış siyasetleri izleme yolunu tutmuştur. Bir önemli konuda dış siyaseti devlet siyasetinden ayrı tutulması gerektiğidir. Bunun dışından devletin, ülkenin coğrafik konumu, bir başka deyişle ülkenin jeopolitik yapısı önemlidir.

Bir başka önemli konuda saygınlık siyaseti. Bu siyasetin iki temel hedefi vardır. İlki yalnızca saygınlık kazanmak, diğeri ise emperyalist bir dış siyaseti desteklemektir. Dış siyasette saygılığın temek hedefi, ülkenin gücünün bilinip ünlenmesi değil, bu kuvvetin daha da güçlenmesi ve korunması için uğraş veren dış ilişkilerin destekçisi durumunda bir yan ürün olmasıdır.  Güç mücadelesinin insanların düşünceleriyle yaptığı çağımızda saygınlık, çok önemli bir silah haline gelmiştir. Cumhuriyet Türkiyesi’nin barışçı bir dış politika güttüğü, laik toplumun kendine özgü biçimde güzel sanatları geliştirmekte Türkiye’nin eşsiz arkeolojik zenginliğe ve doğa güzelliklerine sahip bulunduğu, henüz gelime halinde bir ülke olmasına rağmen özgürlükçü demokrasi yaşamını yürüttüğü, Türkiye’nin Doğu ile Batı arasında yapıcı bir tutumla her iki tarafa yararlı kültür, ulaşım iletişim bağlarını geliştirmekte olduğu, ayrıca bölgesine sayasal bir denge öğesi sayıldığı bir gerçek olmalıdır. Dış işleri bakanlığının genel olarak Türkiye’yi tanıtması, ülkenin siyasal sorunlarını anlatması ve ayrıca kültürel tanıtma eylemeleri hazırlaması, görevinin doğal gereği haline dönüşmüştür.

SEÇIM BILDIRGELERI TÜRKIYE GERÇEKLERI

 Seçim bildirgeleri siyasi partilerin amacının neler yapmak istediklerinin halka duyurması yani bir nevi halka benim partimin görüşü seninin görüşünle aynı oyunu bana ver dercesine bir şeydir. Kitapta ekonomik açılımlardaki anahtar sözcükler ve siyasal açılımlardaki anahtar sözcükler verilmiş bunlara partilerin seçimden önce ne kadar deyindikleri stratejileri ne düşünceleri ne görüşleri ne olduğunu bizlerde bu sözcüklerin kullanış sayısına bakarak anlamaktadır. Partilerinin isimlerinin olduğu adalet, milliyet gibi sözcüklerin öne çıktığını görüyoruz.

Yukarda bahsettiğim gibi bulgular, siyasal partilerin seçim stratejilerinin yorumlanması ve seçmen üzerindeki etkili unsurların değerlendirilmesi açısından dikkate değer bir veri alanı yaratmaktadır. Siyasal partilerin konumlarının seçim bildirgelerindeki yoğunluklarını önemli ölçüde etkilediğini bilmek gerekir. Yani AB arayışı arasında olan bir parti AB üzerine odaklanmış ve yoğunluk AB üzerinde gözlemlenmiştir.

IMGE GÜCÜ GÖRSEL KÜLTÜRÜN YÜKSELISI

Dilin simgesel bir güç olduğuna değinilerek konuya giriş yapılmıştır. Yaklaşık 15 bin yıl önce insanların mağara duvarlarına, kaya yüzeylerine çizdikleri imgelerin hangi amaçla çizildiğine dair birçok varsayım öne sürülse de, bu resimler önce zihinde yaratılmış, ardından duygu düşüncelerini, kısaca iletilerini aktarmak amacıyla resmedilmişlerdir. Bu simgeler insanların yazıdan önce oluşturduğu ve herhangi bir gereksinim sonucu oltaya çıkmış imgelerdir, yeniden sunumdur ve bir öykü anlatmaktadır. Bu nedenledir ki insanoğlu görsel imgelerle kendini dışa vurmuştur. Geçmişe baktığımızda eskiden beri duvar resimleriyle karşılaşılmaktadır. Yedi yüz yıldan beri resim sanatı vardır. İmgelerin önce zihinde var olduğunu tarihin ilk günlerinden bu döneme kadar insanlar duygularını, düşüncelerini ve gördüklerini zihinlerinden çıkarıp herhangi bir yüzey üzerine aktarmışlardır. Tabi zamanla bu görsel imgelerin kazındığı çizildiği yerler dönemlerin özelliklerine göre değişmiştir. Deriler, balmumu tabletler, tahta, taş ve kâğıt üzerine çizilmiştir.

Bu güne geldiğimizde ise yüzlerce sayfayla yazılıp incelenen tarihsel bir dönem, 2 saatlik bir sinema filmiyle ya da 1 saatlik belgeselle filmle görsel işitsel olarak anlatmaktadır. Sözlü kültür, yazılı kültür, görsel kültür çağlarına değinilmiştir. Sözel anlatımın kaynağı olan dil, sese dayalı bir olgudur ve bir kültürün oluşmasında en başta gelen araçtır denir. Yazılı anlatımda ise Mezopotamya kültüründen bahseder orda çalışan amelelerden bahseder ve elde ettikleri artı-ürünü tapınaklara bırakmaları ve tapınak mülklerinin yöneticileri olan rahiplerin bu gelirleri ve harcamaları yazılı işaretlerle kaydetmeleri sonucunda yazı, ilk kez ortak bir kayıt yöntemi olarak icat edilmiştir. Görsel alanda ise resimsel dönemeç olarak adlandırarak bu kavaramı kültürün yazılı kültür dönemecinden, imgeler aracılığıyla görsel kültüre dönüşü olarak tanımlamaktadır. Çevremiz gazete dergi, afiş, televizyon, sinema, video gibi araçlarla üretilen imgelerle çevrilidir. Dil gibi her araç da düşünceye, ifadeye ve duyarlılığa yeni bir söylem tarzının ortaya çımasını sağlar. Görsel olanın en geniş tanımı görüle bilen her şeydir. Görsel metinlerin de okunması gerekmektedir. Görme işlemi gözde değil beyinde oluşmaktadır ve belli bir zihinsel faaliyeti gerektirmektedir. Objenin yansıyan ışık ışınları göz merceğinden geçerek retinada bir görüntü oluşturur ve bu görüntü, elektro-manyetik sinir uçlarıyla beyne ulaşır. İnsanların gördüklerine duyduklarından daha çok inandıkları yazmakta. Görüntülü mesajlar, okumaya nazaran fazla bir zahmet gerektirmediği için zihinde daha kolay çözümlenmektedir. İmgeler ayrıca, izleyicinin algılama boyutunda ilgisini ve dikkatini daima çanlı tutmaktadır.

Görsel kültür ev ve sokak mobilyaları, trafik işaretleri, moda, tekstil, çömlekçilik – seramik, arabalar, mimari tasarımlar, reklâm, kişisel, kamusal veya popüler imgeler, film, televizyon, bilgisayar ortamları ve oyunlar, internet sayfaları, gazete ve dergi tasarımı, matbaacılık gibi çok geniş yelpazedeki ürünleri içine almaktadır. Bugün görsel kültürün en önemli taşıyıcısı konumunda olan imgeler tüm sınırlanır aşmakta, hemen herkes tarafından kolayca anlaşılmaktadır.

BIR KAMUSAL ILETISIM ARACI OLARAK IBB LOGOSU NASIL OKUNMALI

Logoların yönetim ve halkla ilişkilerin de dayatmasıyla, kamuoyunun yapılan hizmetlerden haberdar edilmesi ve bilgilenme  / bilgilendirme işlevinin yerine getirilmesinde, dolayısıyla olumlu bir kurumsal kimlik edinilmesinde sessiz, yalın ama etkili bir kamusal iletişim aracı olarak karşımıza çıkmaktadır. Kurumsal logonun genellikle marka-kurumun görsel sembolü olan bir amblem ile kurum adının ayırt edici biçimde bir araya gelmesinde oluşur ve çeşitli biçimlerde tasarlanabilir yuvarlak, kara, oval, dikey, yatay olmaktadır. Kısacası logo, kuruluşun simgesel değerine gönderme yapar ve kuruluşun yokluğunda , onun kendine özgü değerinin zihinlerde görselleştirilmesini ve ayırt edilmesini sağlar. Logonun kurgulanmasında anlam alanını seze bilmek için ise onun ne zaman kim tarafından yapıldığı gibi olguların okuma çabalarımıza katkı sağlayacağı öngörüşüyle, öncelikle onların bilinmesi gerekmektedir. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin hâlihazırda kullandığı logonun ortaya çıkışı Dr. Fahri Atabey’in Belediye Başkanlığı dönemine raslamaktadır. 169 yılında açtığı yarışmayı kazanan Grafiker Metin Edremit’in tasarımı İstanbul’un simgesi olarak kabul edilmiştir. Arma sırasıyla Boğaz’ı, Surları, Camileri, Yedi Tepeyi, Denizi ve Adaları simgelemektedir.

Yani bir logonun bir şehrin ve ya herhangi bir ticari kurumun belediyenin anlatıcısı olduğu, onu anlatmanın belki ciltler dolusu kitaplar yazılması gerekirken logonun bu görevi üstlendiğinden bahsedilmiştir.

ÖNEMLI LINKLER
Osman Utkan Tubitak
OSMAN UTKAN TÜBITAK
Mathilmi Odesa Yazilim
MATHILMI ODESA YAZ.
B.BAKANLIK BASIN YAYIN
Oyun Mezari
OYUN MEZARI ERCİYES ÜNİV
İLETİŞİM FAK MİLLİ KÜTÜPHANE
OSMANLI ARŞİV TARİH KURUMU
DÖVIZ KURLARI
HAVA DURUMU
Copyright @ HDalkilic.Com
hosting Önemli Linkler