YİĞİTLİK
Konya'da öğrenci iken çok değerli hocam Caner Arabacı'nın yiğitlik üzerine anlattığı şeyler hala dün gibi aklımdadır. Bugün halk arsında yaygın olan yiğitlik anlayışının aslında yiğitlik olmayıp külhanbeylik olduğunu, külhanbeylerin geçmişte nasıl yaşadıklarını neler yaptıklarını uzun uzun izah etmişti
Osmanlı'da ve Selçuklular'da kimsesiz çocuklar, kalacak yeri olmayanlar, soğuk kış günleri sığınacak bir yer bulamayınca hamamlardan atılan küllerin olduğu yerlerde kalırlarmış. Bugün köprü altlarında kalan bali çeken çocuklar gibi. Korlar o küllerin içinde her daim vardır. Ve onlarla ısınırlarmış. Bu tarz yaşayanların aileleri çocukları düzenli hayatları yoktur. Hedefleri idealleri de yoktur. Elerlinde tesbih, yanlarında bulundurdukları bıçakları veya kamaları, kartal kanat yaptıkları paltoları vardır. Bunlar bir yere gittiler mi hayt diye nara attıkları zaman insanlar dağılırlarmış. Aslında korktuklarından falan değildir bu durum. 'İte dalaşmaktansa çalıyı dolan' sözünün gereğidir. İnsanlar bunlara bulaşıp da kendilerini riske atmak istemezler. Arkalarında çoluk çocukları, kurulu düzenleri, ve toplumda itibarları vardır. Kısacası dürüst kişiler bu gibi sebeplerden onlarla dalaşmak istemezler. Tek yaptıkları şey 'Allah hidayet etsin' demek olur.
Bu külhanbeylik anlayışı zamanla bizim çok önemli bir kavramımız olan yiğitlik kavramına da sirayet etti. İçi boşaltılmış yerine külhanbeyliğin doldurulduğu bir yiğitlik anlayışı var şimdilerde. Ne yazık ki yanlarında mutlaka bıçak ve ya silah taşıyan bir nesil var.... Yumurta topuk giyinip kartal kanat gezen bir nesil.... İdealleri olmayan kısa vadeli hesaplar peşinde koşan bir nesil..
Hatta bu yiğitlikle ilgili bir çok atasözü denilemeyecek uydurmalar bile türetilmiştir. Aklıma gelen birkaç örneği hemen aktarayım. Yiğidin temizlenmeyi sevmeyip pis olduğuna dair halk arasında yaygın bir uydurma olan 'Pire itte bit yiğitte bulunur' sözü. Yine yiğidin içki içtiğini bunun da bir marifetmiş gibi sunulduğu uydurmalardan 'Yiğidin aslan sütü içeceği rakıdır' sözü. Yine yiğidin güçlü olduğunun sırtı yere gelmeyeceğinin ve kimsenin karşısında eğilmeyeceğinin hatta Allahın karşısında bile eğilmeyeceğini anlatan alnının yere gelmeyeceğine dair uydurma -ki bu söz Gaziantep yöresine aittir- 'Yiğidin sırtı ve alnı yere gelmez' sözü.
Gaziantepli olduğum itibariyle bölgemizdeki özellikle kırsal alanda yiğitlik kavramı yukarıda saydığım özellikleri taşımaktadır. Erkeklerimizin hepsi yiğittir. Büyük kadınlarımız evleri aileleri için gün boyu çalışırlar. Çocuklarına bakarlar. Yemekleri hazırlarlar. Hayvanlara bakarlar. Tarlayla ilgili işlerde harıl harıl çalışırlar. O kadınların kocaları ise gün boyu kahvede sigara dumanları altında ömür çürütürler. Arkadaşları ile şehrin en güzel yerlerine gider çocuklarının nafakasını içkiye verirler. Zilzurna sarhoş olduktan sonra evlerine gelirler. O halleriyle eşlerine şiddet uygularlar. Çocuklarına da aynı şekilde davranır; onlara sevgi gösterisinde bulunmazlar. Onlara asla bakmazlar. Ve yiğit namıyla da gezerler.
Halbuki yiğitliğin bu ifade ettiğimin tam tersi olduğunu kavrayamazlar. Yiğitliğin şiddet ve öfke göstermekten başka bir şey olduğunu; asıl yiğitliğin sinir anında sakin olmakta olduğunu bilmezler. Yiğitliğin içki içmek olmadığını; tam tersine onu bırakmak olduğunu bilmezler. Yiğitliğin çocuklarına sevgi göstermemek olmadığını; tam tersi yiğitliğin onlara ne kadar şefkatli olmak olduğunu bilmezler. Yiğitliğin avare gezmek olmadığını; gerçek yiğitliğin ekmeğini taştan çıkarmak olduğunu bilmezler....
Gerçek anlamda yiğitliğin inançlarıyla iç içe yaşamak olduğunu bilemezler. Anadolu'yu fetheden alperenlerin savaşçı oldukları kadar ermiş olduklarını da unutmamak gereklidir. Gerçek yiğitler onlardı ve örnek alınacaksa onlar en iyi örneklerdir. Hoca Ahmet Yesevi'nin müritleri.
Gerçek yiğitlikle ilgili atasözlerimizden örnekler de vardır. 'Yiğidin malı meydandadır' yani cömerttir. 'Yiğit arkasından vurulmaz' yiğit olan arkadan iş çevirmez mert olur yüz yüze yapar yapacağını. 'Yiğit meydanda belli olur' boş sözler konuşmaz, çıkar ve meydanda yapacağını icraatla gösterir. Ve 'yiğit yiğide at bağışlar' yiğit cömertlikte sınır tanımaz en değerli şeyini bile verir.
Yiğitlik, şefkatle sevgiyle olur.
Yiğitlik, efendilikle olur
Yiğitlik, çalışmakla olur
Yiğitlik, sözünde durmakla olur.
Yiğitlik, temizlikle ve dürüstlükle olur.
Yiğitlik, kötü alışkanlıkları bırakmakla olur.
Yiğitlik, mazlumdan yana zalime karşı duruşla olur.
Yiğitlik, cömertlikle olur
Gerçek yiğitliği benimsemek ve içselleştirmek dileğiyle.
DAHA ÖNCEKI YAZILARI
› UNUTULAN ÖLÜM ( 27 ARALIK 2007 - 07 OCAK 2008 )
|