|
MEDYA İMPARATORLUĞU
Günlük hayatımızda meydana gelen TV ve Gazetelerde yüzlerce örneğiyle karşılaştığımız ölümlerin çoğunluğunun intihar olduğunu açıkça görmekteyiz. TV’de yayımlanan bir görüntü den etkilenen gençler ve çocuklar kendilerine kıyıyorlar. Peki, TV nasıl bir güce sahipti de özellikle gençleri ve çocukları şiddete meylettiriyordu? Bunun cevabı apaçık ortada. Çok televizyon seyreden çocuklar filmlerde izlediklerini uygulamaya kalkıştıkları için tehlikelerle karşı karşıya kalıyorlar. TV önünde uzun saat geçiren çocuklar, bilimsel fanteziler ve vurdulu kırdılı dövüş sahneleriyle film ve çizgi filmlerden çarpık mesajlar alarak hayatın gerçeklerinden uzaklaşıyor hayatlarının böyle devam edeceği ve zorluklardan kurtulmanın yolları bunlar olduğu düşüncesiyle hareket edip bu tür düşünceler bilinçaltına yerleşmiş oluyor. TV ve Filmlerde cinsellik olgusu artık insanların bilinçaltına öyle yerleşiyor ki doğal, normal bir olguymuş gibi görmelerine sebep oluyor.
Çocuklar ve gençlerin TV önünde geçirdikleri bu olgu yaralanma ve kaza olaylarının artmasına yol açmaktadır. Yapılan araştırmalara göre ortalama bir çocuğun 16 yıllık TV karşısında geçirdiği toplam sürenin okulda geçirdiği toplam süreden daha fazla olduğu görülmektedir. Artık öyle bir duruma gelinmiş ki ananı mı, babanı mı çok seversin, yoksa TV’yi mi çok seversin sorusuna TV diyenlerin sayısının arttığı görülmüştür. Bu olgu genellikle kendini yetersiz hissedenler, ailesi tarafından dövülen, şiddet uygulanan çocuklar, devamlı hakaret gören gençler, dışlanan, hedeflerine ulaşmada zorluk çekenler, korku içinde yaşayanlar bunu kendilerine model olarak almaktadırlar. Yazılı basında ve görsel basında şiddete yönlendirme, basında şiddet içeren olayların izlenme/ okunma oranını iştah kabartıcı bir durum olarak algılamasına ve şiddet: reyting, kazanç sağlama olarak görünmesine kadar uzamıştır
Artık medya öyle bir reyting bataklığına sürüklenmiş durumda ki insanların cinsel zafiyetlerinin, mağduriyetinin sömürülmeye başlandığı görülmektedir. Medya öyle bir hal almıştır ki kısıtlı kaynaklarına rağmen tüketime özendirmektedir. Maddiyatçı ve çıkarcı hal almaktadır. Durumun böyle olması kitle iletişim araçlarıyla resmedilen hazza ulaşamayan çocuk ve gençler ortaya çıkmıştır. Bireylerin çoğu maddi imkânlara sahip olmadıklarından bunlara sahip olamamış ve bu hazza ulaşamamışlardır. Ekonomik çıkmazı aşamayanlar ise manevi tatmin araçlarına (din, ideal vb.)’da sahip değilse şiddete yönelmişlerdir. Sizlerinde bildiği üzere her gün şiddet ve cinsellik içeren filmler programlar yayımlanmaktadır. İnsanlar artık öyle duruma gelmişler ki okulda susturulmuş, ailede görüşü aşağılanmış, çalışma hayatında ezilen, sosyal hayatta hakkını aramayan bir birey yetiştirmişlerdir. Hal böyle olunca da bu bireylerin bilinçaltında biriken şiddetin bir şekilde patlamasına sebebiyet vermektedir. Magazin haberlerinin artmasıyla da cinselliğin normalmiş gibi görünmesi sağlanmıştır. Bu tür programların suç oranlarında etkisi büyük olmuştur. Bunların sebep olduğu şiddet, suç sayısı, intihar vakaları büyük artışlar göstermiştir. Bu sayede de şiddete tepki vermeyenlerin sayısı da artmıştır. Medyanın yanına işsizlik, şehirleşme, yaşam koşulları, eğitim ve eğlence kurumlarının da eklenmesi ortaya karanlığın inmesine sebebiyet vermiştir. Karanlığın inmesiyle kurtlar o puslu sisli havada belirip kendi çıkarları doğrultusunda genç ve çocukları kullanmış ve reyting, para kazanma uğruna insanları katletmiştir.
DAHA ÖNCEKI YAZILARI
BU KUBBELER ALTI BU ( 27 ARALIK 2007 - 10 OCAK 2008 )
|