BAHAR GELISI
Cuma günüydü. Ahmet okuldan yorgun gelmişti, kendini her zamanki gibi hissetmiyordu. Bir haftadan beri aklını bir şeyler kurcalıyordu. Biraz dinlendikten sonra derslerine çalışmaya başladı. Akşam olmuştu ve Ahmet yorulmuştu. Yemek için masanın başına oturmuş düşünüyor, karmaşık duygular hissediyordu. Yemeği fazla yemeyip masadan kalktı ve odasına kapandı. Yatağın üzerine uzandı ve düşünmeye başladı. Fakat Ahmet düşünceleri arasında boğulmuş ve uykuya dalmıştı. Ahmet bir türlü uyuyamıyor, yatağı içinde sağa sola dönüyordu. Ahmet uyanıkken düşündüklerini rüyasına taşımış karma karışık rüyalar görmeye başlamıştı. Ahmet rüyasında uzun bir yol görüyordu. Bu yolda yürüyor, koşuyor ama bir türlü yolun sonuna ulaşamıyordu. Yolunda sonunda ne olduğunu öğrenmek için büyük bir çaba sarf ediyordu. Bir ara yolun sonuna ulaştı fakat ne olduğunu göremedi. Görememesinin nedeni gözleri köre edecek bir ışığın yayılmasıydı. Ahmet bir anda korku ve heyecanla uyandı ve ne olduğunu anlamaya çalıştı. Bir müddet sonra neler olduğunu anlamış ve rahatlamıştı. Tekrar uyumak için yatağa uzandı. Nedense bir türlü uyuyamıyordu. Ahmet yine aynı duygular içinde düşünmeye başladı. Düşünceleri Ahmet’i boğarak yine uykuya dalmıştı. Ahmet bu sefer gözlerini açtığında ise sabah olmuştu.
Ahmet yavaş hareketlerle yataktan kalktı ve pencere’nin yanına geldi, odanın havalanması için pencereyi açtı. Pencereyi açtığında gördüğü manzara karşısında gözlerinin içi güldü. Dışarıda günlük güneşlik bir hava, ağaçlar çiçeklerini açmış gelinlik giymiş bir kız gibi görünmekteydi. Fakat Ahmet bu manzara karşısında fazla sevinemedi. Ahmet derslerine çalışması gerekiyordu. Ahmet dışarıdaki havanın tadını çıkaramadığı için fazla üzülmemişti. Çünkü dışarıdaki güzel havada gezse dahi onu düşünceleri serbest bırakmayacaktı. Ahmet derslerine çalışmış birazda yorulmuştu. Dinlenmek için yine önceki gibi yatağa uzandı ve karmaşık düşünceleri çözmeye karalıydı. Bir anda gözleri kapandı ve uykuya daldı. Ahmet yine rüya görmeye başladı. Yine rüyasında o yolu görmüştü. Bu sefer yolun sonuna kadar vardı. Yolun sonunda ne olduğunu da görmüştü ve gördüklerine inanamadı. Karşısında insanın kalbini durduracak güzellikte peri misali bir kız duruyordu. Ahmet onun ellerini tutmak için biraz ilerledi fakat ulaşamadı. Çünkü Ahmet gözlerini açmıştı v buruk bir sevinç içindeydi. Karma karışık duyguların ne olduğunu anlamıştı. O sabah yeryüzüne baharın gelmesiyle, Ahmet’in de gölünde bir sevgi belirmişti.
|